Başarıya Giden Yolda Emin Adımlarla Yürü , Mutluluğun 10 Altın Kuralı , Sınırlarını Zorla vs. sadece isimleri alt alta yazsak birkaç ciltlik kitap çıkar belki .
Evet büyük alışveriş marketlerinde dikdörtgen selenin içinde birbirinin içine geçmiş , genelde fiyatları 10 lirayı aşmayan o kişisel gelişim kitaplarından bahsediyorum. Tanıdın onları değil mi ? Tanıştık onlarla işte . Hepimizin evinde var bir tane.
Şimdi o talihsiz günlere gidelim. Markette sıvı yağ ararken gözlerin o seleye ilişti. Birkaç kitaba şöyle bir göz gezdirdin ve aralarından sana en çok hitap edenini buldun. Buraya kadar çok iyi , kitabı aldın ve okudun da . Gaza geldin hatta. Bambaşka bir adam olacaksın bundan sonra. O kadar para verdin kitap falan okudun . Sende boş değilsin artık. Bir şeyleri değiştirmelisin dimi . Kitapta yazılanları mıh gibi kazıdın aklına . Geriye bir tek uygulamak kaldı :
- Bir dakika lan bu çalışmıyor. Nasıl olur ya aynısını evde yapınca oluyordu ama.
E olmaz tabi . Sadece formül ezberleyip fizik sınavına girdin sen . Örnek falan da çözmedin. Akabinde arkadan bir ses işittin : "Deli kızım uyan söylenenler yalan."
Muhtemelen birçoğu kendi hayatlarını kontrol edemeyen bu adamlar , sana süslü cümlelerle hayatında birtakım şeyleri değiştirmeni öğütleyip, seni dünyanın en mutlu insanı yapacaklarını vaat ettiler. Evdeki hesap çarşıya uymadı tabi . Sonunda zaten kabarık olan başarısızlık listene bir yenisini daha ekledin.
Planlar ve kişisel gelişim kitapları birbirine benziyorlar. İkisi de sonuçta hayal kırıklığına uğratıyor. Bak şimdi seneler evvel yaptığım ders programları geldi aklıma . Hiç uyamadım ben onlara. Uyanı da görmedim. Planlı programlı yaşamayı bünye kaldırmıyor demek ki . Hayatı carpe diem modunda yaşamaktan bahsetmiyorum tabi ki ama fazla da planlı yaşamayalım(Öğüt veriyor).
Öğüt vermeyi seviyorum ama biraz daha devam edersem kişisel gelişim kitaplarını andıracak yazı. En iyisi bugünlük noktayı koyalım. Allah'a emanet olun.
14 Mart 2015 Cumartesi
13 Mart 2015 Cuma
Herşeyden biraz biraz
Daha geçen gün geçmişle ilgili birkaç şeyden bahsetmişken bugün yine aklım oralara gitti.Geçmişte takılı kalmaktan önümüze bakamıyor muyuz acaba diye düşünmeye başladım. Bu konuyu nihai karara erdirmemiz gerekiyor . Hoş, benim gibi sabit fikirli olmayan biri için bu hayli zor ama sonuca ne kadar yaklaşırsak o kadar iyi . En azından iskeleti oluşturabilirim. Bu burada dursun.
Cuma günleri haftalık iç muhasebe için bulunmaz nimet. Hutbe sırası belki de düşünsel anlamda en çok kilometre yaptığım zamanlar oluyor. Bu yüzden de cuma günleri daha bi tatlıdır.
Bizim savaşımızın pskolojik olduğundan bahsetmiştim. Düşmanımız da sürekli taarruz halinde. Savaştan galip çıkacak mıyız peki ? Göreceğiz... Her savaşın olduğu gibi bunun da bir sonu var elbet .Ölüm adı. Pek sevmem hatta elimde olsa kendisiyle pek yüz göz olmamayı tercih ederdim.
Neyse ölümün üzerine pek konuşmaya gerek yok az çok aşina olduk hepimiz. Belki yaşamla ilgili bir kaç kelime edilebilir. Aliya İzzetbegoviç'in şu sözünü hatırlayalım ; "Hayat, inanan ve salih ameller işleyenler dışında hiç kimsenin kazanamadığı bir oyundur." Hayatın şifresi bu kadar basit evet , üç bilinmeyenli denklem falan da değil üstelik.
Konuyu dağıttın yine ne diye ağzımızın tadını kaçırdın ki şimdi.Oysa ben sizi rahatsız etmeye de gelmedim.
Ezelden beri hassasların güçsüz , kaba ve kırıcı insanların güçlü olduğuna inandırıldık Hala da böyle sanıyor olabiliriz.Ama durun ben bunu kabul etmiyorum . İnciterek güçlü olmayı, ezerek güçlü kalmayı reddediyorum. Kalıplar üzerinde tekrar düşünmeliyiz.
Sil o gözyaşlarını sen delikanlı adamsın ! . Akıt gözyaşlarını abim sen de insansın. Gülmek kadar ağlamanın da tadına varmalısın. Üzerinde biraz daha çalışılırsa vasat bir dörtlük çıkabilir buradan.
Yazı yine dağınık kaldı. Bir sonraki yazıya kadar reklam arası verelim. Parçaları birleştirmekte zorlanıyorum zira tek celsede sonuçlanacak dava değil bu.
Cuma günleri haftalık iç muhasebe için bulunmaz nimet. Hutbe sırası belki de düşünsel anlamda en çok kilometre yaptığım zamanlar oluyor. Bu yüzden de cuma günleri daha bi tatlıdır.
Bizim savaşımızın pskolojik olduğundan bahsetmiştim. Düşmanımız da sürekli taarruz halinde. Savaştan galip çıkacak mıyız peki ? Göreceğiz... Her savaşın olduğu gibi bunun da bir sonu var elbet .Ölüm adı. Pek sevmem hatta elimde olsa kendisiyle pek yüz göz olmamayı tercih ederdim.
Neyse ölümün üzerine pek konuşmaya gerek yok az çok aşina olduk hepimiz. Belki yaşamla ilgili bir kaç kelime edilebilir. Aliya İzzetbegoviç'in şu sözünü hatırlayalım ; "Hayat, inanan ve salih ameller işleyenler dışında hiç kimsenin kazanamadığı bir oyundur." Hayatın şifresi bu kadar basit evet , üç bilinmeyenli denklem falan da değil üstelik.
Konuyu dağıttın yine ne diye ağzımızın tadını kaçırdın ki şimdi.Oysa ben sizi rahatsız etmeye de gelmedim.
Ezelden beri hassasların güçsüz , kaba ve kırıcı insanların güçlü olduğuna inandırıldık Hala da böyle sanıyor olabiliriz.Ama durun ben bunu kabul etmiyorum . İnciterek güçlü olmayı, ezerek güçlü kalmayı reddediyorum. Kalıplar üzerinde tekrar düşünmeliyiz.
Sil o gözyaşlarını sen delikanlı adamsın ! . Akıt gözyaşlarını abim sen de insansın. Gülmek kadar ağlamanın da tadına varmalısın. Üzerinde biraz daha çalışılırsa vasat bir dörtlük çıkabilir buradan.
Yazı yine dağınık kaldı. Bir sonraki yazıya kadar reklam arası verelim. Parçaları birleştirmekte zorlanıyorum zira tek celsede sonuçlanacak dava değil bu.
12 Mart 2015 Perşembe
Özgürlük neydi abiler ?
"... duydum ki diğer insanlar özgürlükten bahsediyorlar ve bu biricik haklarını savundukça, ailelerinin isteklerine daha fazla boyun eğiyorlar;
yaşamlarının geri kalanını birlikte geçirmeye söz verdikleri insanlarla evliliklerine, ekonomiye, yaptıkları diyetlere, yarım kalmış projelere, ‘Hayır’ ya da ‘Bitti’ demeyi bir türlü beceremedikleri sevgililerine, hiç sevmedikleri insanlarla öğle yemeği yemeye mecbur oldukları hafta sonlarına esir oluyorlar.
Lükse, lüksün görüntüsüne, lüksün görüntüsünün görüntüsüne köle olanlar. Kendilerinin seçmediği ancak onlar için en iyisinin bu olduğuna inandırıldıkları bir yaşantının kölesi olanlar. Ve birbirinin aynı günler ve geceler geçirenler, ‘macera’ kelimesinin sadece kitaplarda geçen bir sözcük ya da daima açık duran televizyonda bir hayal olduğu günler ve geceler; ve ne zaman önlerinde yeni bir kapı açılsa,
“İlgilenmiyorum. Havamda değilim,” diyenler.Oysa hiç denemedikleri bir şey için hazır olup olmadıklarını nereden bilebilirler? Ancak bunu sormanın bir anlamı yok; gerçek ise içinde büyüdükleri ve alışkın oldukları dünya düzeninin bozulmasından korkmalarıdır.”
Paulo Coelho abimizin Zahir kitabından bir alıntı.Bu satırlar bana "özgürlük" kelimesinin sadece Cesur Yürek filminin son sahnesinden ibaret olmadığını öğretti. 21 yaş bunun için biraz geç evet ama uygulamak için hala vakit var. Cesaret var mı peki ... Bilmiyorum. Şu an için değil , ilerde belki. Alışkın olduğum dünya düzeninin bozulmasından korkuyorum evet .
Hep o klişe cümleleri dinledik. Herkesten dinledik. Sahil kasabasına yerleşiyorduk hani hatırladın mı ?. Şehrin gürültüsünden uzaklaşıyorduk ya huzur istiyorduk. Sıkıldık açmadı bizi şehir. Tabiatımıza da aykırı zaten.Ne tuhaf bunları da Starbucks da lattemizi yudumlarken söylüyoruz. 50 yaşında ssk'dan emekli yan komşunda söylüyor aynı şeyleri ciddiyim. Tabi onun hayalleri bi tık daha farklı seninkinden . Köye yerleşmek istiyor. Sen modernsin tabi ne köyü . Sahil kasabasına yerleşmelisin. Bize bunu öğrettiler. Ulan hayaller bile aynı . Bak yine tek tip olduk.
Modern insanın sıkıntıları eskilere göre kat kat daha fazla . Sınavımız pskolojik tabiki. Ben adına pskolojik savaş diyorum. Barınma , giyim , yiyecek gibi temel ihtiyaçları hallettikten sonra arayışa giriyosun. Buldukça bunuyosun yani.
Bence özgürlük yolunda alıştırma yapmakta fayda var. Dünle bugün birbirinin kopyası olmasa daha iyi. Eve giderken hep aynı yolu kullanmamak mesela . Arka sokaklara en son ne zaman uğradın ? . Telefonun arkaplanını değiştirmek bile işe yarıyor bazen. Bunun pskolojide bir açıklaması da var sanırım. Değişiklik insan ruhuna doğrudan etki ediyor.
Kahvaltıdan önce bu yazıyı bırakıyorum siteye. Kahvaltıdan önce olması seçim değil . Üşeniyorum işte anlasana.
11 Mart 2015 Çarşamba
İmtihan Davası
Bu adı verdiler kendisine.Öyle uygun bulmuşlar. Hayat da bir imtihan davasıydı saniyesi saniyesine. Öyle ki bundan daha isabetli bir isim de verilemezdi .
"Önce karar verip sonra düşünmek" hoşuma gitti. Abartmamak şartıyla arada kullanılabilir. Biliyorum her şeyi fazlasıyla kullanıyor ve tüketiyoruz. Mavi değil tüketim huy oldu bizde de . Son kullanma tarihinin üzerinden de epey uzun zaman geçti.
Günlük yazıyorum 1 aydır falan fırsat buldukça işte. Günlük dediğim rastgele , günü gününe değil , karalıyorum. Adı günlük sadece. Dedim ki neden blog açıp oraya yazmıyorum. Nefsime yenik düştüm anlayacağın. Belki hayatta düzenli yürüttüğüm birkaç şeyden biri olur bu blog. Bi abla açmıştı tanıdık. Şimdi onu kontrol ettim 2 yazıdan sonra kepenkleri süresiz indirmiş. Hayır galyalılar hayır romalı kardeşlerim burada öyle şeyler olmayacak. Her ay yazıyoruz buraya düzenli.Emin değilim fakat umutluyum.
Velhasıl kelam uzun süredir yapmadığım radyo yayınını yapayım dedim 2 yıl geçti üzerinden neredeyse. Mikrofonu , kulaklığı , sitesi derken o işi de rafa kaldırdım. Hala eski radyo kayıtlarını dinleyip gülerim bu arada. Hatıraları seviyorum. Eski fotoğraflar, eski kitaplar, eski filmler.. eski olan her şey gibi güzeller. Geçmişe duyulan özlem neyin nesi acaba ? .Bu fıtratla doğrudan alakalı olabilir mi ?. Derin bir rüzgara aşılanmak dostları düşünmenin çarpıntısından mı ?. İsmet Özele de selam ederim.
Gece 12 ev arkadaşlarım ders çalışıyor. Ne çalışıyorsunuz lan dedim buraya okumaya mı geldik. Evet abi dediler okumaya geldik. Bu mevzuya hala ısınamadım. Geçte kaldım zaten.
Sorun sende değil güzel şehir sorun bende. Eskisi gibi değilim. Sende pek aynı sayılmazsın gerçi. Bu tatlı memlekette son demlerim. Özleyeceğim ve hiç geri dönmeyeceğim. Son kıyağım olsun buraya.
Siftahı yaptık bugün. Bu yazıyı sitenin girişine çerçevelettirebilirim. Zaman geçtikçe göze hoş gözükecek. Allah'a emanet.
"Önce karar verip sonra düşünmek" hoşuma gitti. Abartmamak şartıyla arada kullanılabilir. Biliyorum her şeyi fazlasıyla kullanıyor ve tüketiyoruz. Mavi değil tüketim huy oldu bizde de . Son kullanma tarihinin üzerinden de epey uzun zaman geçti.
Günlük yazıyorum 1 aydır falan fırsat buldukça işte. Günlük dediğim rastgele , günü gününe değil , karalıyorum. Adı günlük sadece. Dedim ki neden blog açıp oraya yazmıyorum. Nefsime yenik düştüm anlayacağın. Belki hayatta düzenli yürüttüğüm birkaç şeyden biri olur bu blog. Bi abla açmıştı tanıdık. Şimdi onu kontrol ettim 2 yazıdan sonra kepenkleri süresiz indirmiş. Hayır galyalılar hayır romalı kardeşlerim burada öyle şeyler olmayacak. Her ay yazıyoruz buraya düzenli.Emin değilim fakat umutluyum.
Velhasıl kelam uzun süredir yapmadığım radyo yayınını yapayım dedim 2 yıl geçti üzerinden neredeyse. Mikrofonu , kulaklığı , sitesi derken o işi de rafa kaldırdım. Hala eski radyo kayıtlarını dinleyip gülerim bu arada. Hatıraları seviyorum. Eski fotoğraflar, eski kitaplar, eski filmler.. eski olan her şey gibi güzeller. Geçmişe duyulan özlem neyin nesi acaba ? .Bu fıtratla doğrudan alakalı olabilir mi ?. Derin bir rüzgara aşılanmak dostları düşünmenin çarpıntısından mı ?. İsmet Özele de selam ederim.
Gece 12 ev arkadaşlarım ders çalışıyor. Ne çalışıyorsunuz lan dedim buraya okumaya mı geldik. Evet abi dediler okumaya geldik. Bu mevzuya hala ısınamadım. Geçte kaldım zaten.
Sorun sende değil güzel şehir sorun bende. Eskisi gibi değilim. Sende pek aynı sayılmazsın gerçi. Bu tatlı memlekette son demlerim. Özleyeceğim ve hiç geri dönmeyeceğim. Son kıyağım olsun buraya.
Siftahı yaptık bugün. Bu yazıyı sitenin girişine çerçevelettirebilirim. Zaman geçtikçe göze hoş gözükecek. Allah'a emanet.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
Uzun aradan sonra devamı gelmeyen cümleler
"Yine de tüm kapılar aynı yere açılıyor değil mi ?. Sıradan biriyim diye başlayan cümlelerin, alttan alta sıradan biri olmadığını haykı...
-
"Yine de tüm kapılar aynı yere açılıyor değil mi ?. Sıradan biriyim diye başlayan cümlelerin, alttan alta sıradan biri olmadığını haykı...
-
Nelerden bahsedeyim sana Feridun abi . Savaşlardan bahsedeyim mi .. fakirlikten. Bak bugün birkaç dünya numarası öğrendim onları dinlemek is...