Alıntıdır . Aşağıdaki şarkının hikayesiymiş. Belki de hikayenin şarkısıdır. Orası biraz hayal gücünüze bırakılmış sanırım. Birde hikaye şarkıyla beraber iyi gidiyor.
Efsaneye göre Cihangir Hanlığı'nın genç Prensi Salim Şah, bir gün raksını görüp hayran kaldığı, Anarkali isimli genç ve güzel rakkaseye aşık olur. Zaman geçer ve Prens Salim Şah gönlünü çelen bu güzel rakkase ile evlenmek ister. Kurallar prensin halktan bir kızla evlenmesi yasaklıyor, hele bir rakkase ile evlenmesi akıldan bile geçmemesi gereken bir düşüncedir.
Güzel Rakkase kentin ortasında yapılan, penceresi olmayan dört duvardan ibaret dar bir odaya hapsedilir. Arkasından giriş kapısı da duvarla örülecek kadar zalim bir çözüm ile ölüme terk edilir.
Prens şaşkın şehir halkı ise ağlamaklı her gün gelip bu hücrenin önünde, Han'ın insafa gelip rakkaseyi affetmesini bekler. Bir müddet sonra umutlar kesilir. Halk umudu kesip oraya gelmeyi bırakır ama Aşk mecnunu prens, maşukunun çevresindedir. Gönüldeki sevda ve sevilen ölmemiştir.
Mevsimler geçer bahar olur, tabiat canlanır. Bir gün o taş duvarda da bir kıpırtı başlar. Prensin gözünü hiç ayırmadığı o duvarda kapının taş örgüleri arasından ince zarif bir dal filizlenmiştir. Bunu duyan halk tekrar toplanmaya ve her gün bu hayat izini izlemeye başlar.
Günler geçtikçe yeni dallar, yeni filizler çıkar o taşın bağrından ve tüm dallar tomurcuklarla yüklüdür, çiçek açacaktır. Aşk taşları delip sevdiğine kendini baştan başa kırmızı nar çiçekleri ile hayranlık veren bir güzellikle kaplı olarak göstermiştir. Rakkase' nin tüm güzelliği nar çiçeklerin dedir. O güzelim ateş rengi nar çiçeklerinin çıkış yeri Güzeller Güzeli Anarkali' nin aşk dolu kalbidir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder