14 Mayıs 2019 Salı
Şeker Çuvalı ve Eften Püften Bahaneler
Seçim demişken; Bize oy kullanma fırsatı sunmayan hayatın diktayla yönetilen, içinde demokrasi merakı taşıyan ama içten içe monarşi aşığı, muhalif miyim yoksa ılımlı mıyım paranoyasıyla balkona çıkıp bir sigara yakan, bir sola iki sağa selam çakan gariban halkına selam vererek başlayayım. Seçim yok tamam ama hayallere de müdahale etmezsiniz ya. Etmezsiniz değil mi ? Aksi halde daha çok seçemediklerimiz olabilir miyiz diye düşünmeye başlayacağım bu da olsa olsa bayat bir tekerlemenin girişi olur.
Çok düşünüp, elimden geleni yapmaya karar vereli geçen zaman bile aylara tekabül ediyor madem, ben de her şeyi bir kenara bırakıp tüm bahanelerimi bir çuvala doldurdum. Sırtıma alıp en yakın çöp konteynırına giderken feryatlarına kulaklarımı tıkadım. Baktım bunlar yoldan geçenlere musallat olmaya başlamış, kendi aralarında birlik olup beni vazgeçirmek için pamuklulara alıp kafamı ütülüyorlar. Durun lan dedim. Çektim kenara; 93 model yazılımcıdan temiz, içinde sigara bile içilmemiş benliğimi. Aldım karşıma konuşun dedim. Bitti mi dedim. Bitti dediler. Kardeşlerim dedim ; demese miydim ? Bu hitabı samimiyetsiz bulurum aslında; bunu düşümenin sırası değil. "Benim için kolay mı sanıyorsunuz ? Cesaretsizliğime kılıf aradığımda sizden başka sarılacak kimim var sanki ?". Bir güzel ağızlarının payını verdim. Verdim ama ona da laf ettiler; böyle iş mi olurmuş, herkes eşit pay almamış. Hay Allah dedim gerçekten yola çıkmak gerekiyormuş sizleri tanımak için. Konteynıra gitmekten vazgeçtim, istemeden de olsa yolun ortasına öylece bıraktım yapış yapış şeker çuvalını. Gider ayak içlerinden biri seslendi; zaten belediye çalışmıyormuş benim suçum değilmiş eyvallah dedim.
Oradan Tepebaşı'na çıktım. Tramvay yolundan ilerlerken, bir yandan arkamı kollayıp öteki uçtan çizgilere basmamaya çalışarak obsesifliğin de hakkını vermeye çalışıyorum tabi. Bi rahat vermediniz dedim. Yine en iyisi bildiğin yoldan gideceksin diye öğütledim kendime. Mahalle bekçisi elindeki feneri yüzüme tutmak suretiyle bir açıp bir kapıyor. Suretimi net göremedi herhalde. Çevirdi beni, memleket nere diye sordu. Ya babalık dedim boşver şimdi hemşehrilik geyiğini de n'olacak bu Fenerin hali ? Bilmiyormuş cimbomluymuş zaten. Görevini iade ettim, geri çekilip Tepebaşı'ndan kokulu gölete indim. Karşıda dağ görme umuduyla bir of çektim; yıkılmadılar. Ben de çay bahçesine oturup oralet söyledim. Küçük bir çocuk olma özlemiyle yanımda babamı aradım. Geldi. Babam da epey yaşlanmış. En son ne zaman yüzünü bu kadar ayrıntıyla incelediğimi anımsayamadım. Ölümü hatırlattı bana. Sıkıca sarıldım. O sevgiden sandı, ben üzüntüden sarıldım. 15 sene önce beni Şekerspor'a yazdıran genç, dik başlı adam gitmiş sakallarına beyaz taramış sakin bir ihtiyar gelmiş. Onu da buyur ettim.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
Uzun aradan sonra devamı gelmeyen cümleler
"Yine de tüm kapılar aynı yere açılıyor değil mi ?. Sıradan biriyim diye başlayan cümlelerin, alttan alta sıradan biri olmadığını haykı...
-
"Yine de tüm kapılar aynı yere açılıyor değil mi ?. Sıradan biriyim diye başlayan cümlelerin, alttan alta sıradan biri olmadığını haykı...
-
Nelerden bahsedeyim sana Feridun abi . Savaşlardan bahsedeyim mi .. fakirlikten. Bak bugün birkaç dünya numarası öğrendim onları dinlemek is...
