31 Ağustos 2015 Pazartesi

%15 Şarj

İsimlerinin ve cinsiyetlerinin hiç önemi olmayan iki genç yine hangi bölgede olduğunun bir önemi olmayan bir şehirde deniz kıyısına oturdular.  Böylece 7 bölgeden 3'ünü egale etmiş oldu. Sordu..

+Onu seviyor musun peki ?
-Hayı..
+Ee ne o zaman ..
-Ona ihtiyacım var.
+Anladım. Bu onu sevmekten daha çıkmaz bir durum.
-Çıkmaz durum(Gülümsedi)
+Çıkmaz sokaktan türettim şimdi.
-Türkçe'yle pek aran yok.
+Konumuz bu mu
-Doğru ya hadi çıkmaz sokağa tekrar girelim.

-----------------------------------------------------------

Söyle bir baktı.  Telefonunun şarjı yüzde 15'di.
"Anasını sattığım telefonu şarjı su gibi emiyor. 1 yıldır değiştirmiyorum bataryayı. Bunları 1 yıl sonra değiştirelim diye yapmışlar sanki." dedi. Birden kendi kendime çok konuşuyorum diye düşündü. Aldırmadı . Onu dinleyecek daha iyi biri çıkana kadar en samimi dostu kendisiydi. Şarjı olsaydı mahalleden arkadaşı Özcan'ı arayacaktı. "Ne zamandır görmüyordum keratayı başka zamanaymış artık."

-----------------------------------------------------------

Zaten pskolojik sorunları olan Özcan,  babasının sağlığının kötüye gitmesiyle daha berbat olmuştu. 2 yıldır Azerbaycanda şantiye şefliği yapan babasına 6 ay önce akciğer kanseri teşhisi konulmuştu. Bir süre önce de hastaneye yatırmışlardı. Özcan annesiyle değişmeli olarak babasına refakatçilik yapıyordu. Özcan önceleri neden hastaneden bu kadar nefret ettiğini anlamış olmalıydı. Sık sık dışarı çıkıp hava alıyordu. Bazen saatte 5 kere dışarı çıkıyordu. Bunalmıştı. Hastane kokusu onu da hasta ediyordu. Mahalle pazarında ön tarafa iyi arka tarafa ezik meyvelerin konulduğu tezgah gibiydi. Bir dokun bin ah işitti Özcan. Fiziksel olarak iyi ruhsal olarak berbat durumdaydı.



Uzun aradan sonra devamı gelmeyen cümleler

"Yine de tüm kapılar aynı yere açılıyor değil mi ?. Sıradan biriyim diye başlayan cümlelerin, alttan alta sıradan biri olmadığını haykı...